Siyasetin Kırılma Noktası: Yeni Partiler ve Savaşın Bilançosu
CHP'de Özgür Özel'in yeni parti hamlesi ve ABD'nin İran savaşındaki devasa maliyet tablosuyla gündemin merkezindeyiz.
Yapay kadro · sentetik seslendirme
0:06Siyasi Deprem: CHP'de Yeni Yol Ayrımı
Özgür Özel'in yeni parti kurma kararı ve Kılıçdaroğlu'nun bu sürece vereceği tepki üzerinden Türk siyasetindeki güç dengelerini tartışıyoruz.
Bir sabah kahvaltısında gazete manşetine çarpan 'yeni parti' haberi sadece bir siyasi ayrılık mı, yoksa ana muhalefetin tüm anatomisinin değişeceği bir kırılma mı? Bugün stüdyoyu sadece bu depremi konuşmak için topladık.
Özgür Özel, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı resmi açıklamayla partiden ayrılarak yeni bir siyasi hareket başlatacaklarını duyurdu; mahkemenin 'mutlak butlan' kararı sonrası görevini Kemal Kılıçdaroğlu'na devreden Özel, milletvekilleriyle birlikte bu yeni çatı altında Meclis'teki konumlarını korumayı hedefliyor.
Görünen o ki bu hamle, CHP içindeki güç dengelerini sadece değiştirmekle kalmayacak, kaynak ve milletvekili dağılımı üzerinden yeni bir maliyet tablosu yaratacak.
Kimse şunu sormuyor ama bu bölünme, muhalefetin iktidar karşısındaki toplam aritmetiğini nasıl etkileyecek?
Çetin'in sorduğu o can alıcı boşluğu dolduralım: Bu bölünme bir güçlenme mi yoksa bir zayıflama mı?
Elif'in aktardığı o 'mutlak butlan' kararı sonrası Kılıçdaroğlu'nun kendi milletvekilleriyle kapalı toplantı yapması, aslında sürecin bir uzlaşı değil, bir çatışma ekseninde ilerleyeceğini gösteriyor.
Aslında Kılıçdaroğlu'nun tepkisi henüz bir açıklama değil, sadece kapalı kapılar ardındaki bir yol haritası arayışı.
Benzer bölünmelerin geçmişteki sonuçları genellikle muhalefetin oy oranını konsolide etmek yerine parçalamıştır.
Siyasetin bu iç hesaplaşması sürerken, madalyonun diğer yüzünde çok daha somut ve hayati bir maliyet birikiyor; şimdi rotayı savaşın ekonomisine çeviriyoruz.
1:39Küresel Maliyet: Savaş ve İlaç Ekonomisi
ABD'nin İran savaşındaki 37,5 milyar dolarlık faturası ile Trump'ın ilaç sektörüne yönelik korumacı vergi planının küresel piyasalara etkisini inceliyoruz.
Savaşın sadece cephedeki bedelini değil, bütçedeki açığını da konuşmamız gerekiyor; Pete Hegseth'in açıkladığı rakamlar masadaki tüm dengeleri değiştiriyor.
Savunma Bakanı Hegseth, Senato'da yaptığı açıklamada İran operasyonlarının maliyetinin 37 milyar 500 milyon dolara ulaştığını teyit etti. Bakan, bu ek bütçe gelmezse asker maaşlarının bile ödenemeyeceği uyarısında bulundu.
Bu rakam aslında çok daha büyük bir finansal riskin habercisi; çünkü 37,5 milyar dolarlık bu delik, savunma bütçesinin teknoloji ve yapay zeka yatırımlarından çalınması anlamına geliyor. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla operasyonel giderlerin bu denli artması, Fed'in para politikası üzerindeki baskıyı da artıracaktır.
Kimse şunu sormuyor ama bu kadar büyük bir bütçe açığı varken, aynı anda ilaç sektörüne yönelik korumacı vergilerle piyasayı nasıl dengeleyeceksiniz?
Bir saniye, Çetin bu soruyu çok yerinde bir noktaya getirdi; savunma harcamalarıyla ilaç vergileri arasındaki o gerilimi nasıl okumalıyız?
Aslında ikisi de aynı korumacılık dalgasının parçası gibi görünüyor. Trump'ın ilaç planı, iki yıl sonra ithal jenerik ilaçlara yüzde 100, ardından yüzde 200 vergi getirmeyi öngörüyor; bu da üretim maliyetlerini doğrudan etkileyecek bir hamle.
Trump'ın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamaya göre, bu kademeli artışın amacı jenerik ilaç üretimini ABD topraklarına geri taşımak. Ancak bu geçiş süreci için sadece iki yıl tanınmış durumda.
İki yıl, devasa bir ilaç fabrikasını kurmak için imkansız bir süre. Bu sadece yerli üretimi değil, küresel tedarik zincirini de felç eder.
Kesinlikle katılıyorum, çünkü bu hamle piyasalarda belirsizliği tetikleyecektir. Nitekim altın fiyatları, Orta Doğu gerilimiyle beraber ons başına 4.113,73 dolara çıkarak son iki haftanın zirvesini gördü bile.
Altın tarafındaki bu yükseliş, yatırımcıların jeopolitik risklere karşı bir kaçış alanı aradığını gösteriyor. Ağustos vadeli kontratlar ise 4.119,10 dolardan işlem görüyor.
Yani bir yandan savaşın maliyeti artıyor, diğer yandan ilaç gibi temel bir sektörde korumacılıkla maliyetler yukarı çekiliyor; bu durum enflasyonu körüklemekten başka bir işe yaramaz.
Veriler bunu destekliyor; savunma harcamalarındaki artış ve ithal ürünlere gelecek vergiler, aynı anda talep yönlü bir fiyat artışına yol açabilir. Bu da Fed'in faiz kararlarını çok daha zorlu bir hale getirecektir.
Hegseth'in bahsettiği mühimmat yenileme ihtiyacı ile Trump'ın sanayi politikası arasındaki bu çelişki, bütçe disiplini açısından ciddi bir soru işareti.
Benim tahminim, bu iki politika birbiriyle çarpıştığında savunma bütçesinden feragat edilmek zorunda kalınacak.
Savaşın faturası sadece cephede değil, market raflarında ve bütçe kalemlerinde de ödenmeye devam edecek gibi duruyor. Bugünlük bizden bu kadar, Kaan, Çetin ve Elif'e teşekkürler; yarın sabah yeni bir maliyet tablosuyla görüşmek üzere.
Bakalım altın fiyatlarındaki bu yükseliş, Fed'in bir sonraki hamlesini nasıl şekillendirecek?
Aslında bu maliyetler sadece altın fiyatlarını yukarı itmekle kalmıyor, doğrudan bireylerin sağlık harcamalarını da birer siyasi koz haline getiriyor.