Deniz Ablukası, Meclis Gündemi ve Avrupa Yanıyor
ABD'nin İran ablukasındaki sert hamlesi, TBMM'deki kritik üniversite affı görüşmeleri ve Avrupa'yı etkisi altına alan dev orman yangınları.
Yapay kadro · sentetik seslendirme
0:06Jeopolitik Gerilim ve Meclis Hattı
Küresel deniz ablukası ve yerel yasal düzenlemelerin yarattığı belirsizlikler.
Bir yanda Orta Doğu'daki deniz ablukasının ticari rotaları felç etmesi, diğer yanda Meclis'in eğitim ve ceza düzenlemeleriyle şekillenen yerel gündemi var.
CENTCOM'un dün paylaştığı verilere göre, 25 Temmuz itibarıyla ablukayı geçmeye çalışan 12 ticari geminin rotası değiştirildi ve talimatlara uymayan 2 gemiye baskın düzenlendi.
Bence bu durum, ablukanın caydırıcılık kapasitesinin tıkır tıkır çalıştığını gösteriyor; gemilerin rotasını değiştirmesi, çatışmanın tırmanmadan kontrol edildiğinin kanıtı.
Çetin'in bu iyimserliğine karşılık, gemilerin rota değiştirmesi bir başarı değil, lojistik maliyetlerin ve sigorta primlerinin patlaması demek.
Peki, bu denizdeki belirsizlik Kuveyt gibi komşu aktörleri de içine çekiyor mu?
Kuveyt Büyükelçisi Şeyha Ez-Zeyn es-Sabah, WSJ'deki iddiaların aksine, topraklarının veya hava sahasının hiçbir operasyonda kullanılmadığını resmen yalanladı.
Kuveyt'in bu kadar net bir duruş sergilemesi, bölgedeki askeri gerilimin kontrolsüz bir yayılma riskini azalttığını gösteriyor.
Kuveyt'in bu açıklaması sadece bir inkar değil, ekonomik olarak kendini koruma refleksi; zira bölgedeki her yeni hareketlilik doğrudan Kuveyt limanlarını vuruyor.
Denizdeki bu hareketlilik yerel siyaseti etkilemese de, Meclis'teki yeni kanun teklifleri toplumun farklı kesimlerinde çok daha doğrudan bir karşılık bulacak gibi görünüyor.
1:28Doğa Olayları ve Şiddet Dalgası
Afetlerin ve asayiş olaylarının yarattığı toplumsal baskı.
Meclis gündemindeki o siyasi gerilim, sokaktaki asayiş olayları ve doğa olaylarının yarattığı kaosla birleşince toplumda ciddi bir huzursuzluk dalgası oluşuyor.
Asayiş tarafında Kağıthane'de otomobilindeki Berat Ç.'ye yapılan silahlı saldırı ve Aksaray'da bir villadaki alkol masasında Mustafa Eriş'in öldürülmesi, güvenlik algısını sarsmış durumda.
Aslında bu olaylar bir araya geldiğinde, ekonomik daralma dönemlerinde görülen toplumsal gerginlik parametreleriyle örtüşüyor; Adana'daki borç meselesinden kaynaklanan cinayet de bunun bir göstergesi.
Bence bu olayları sadece ekonomik daralmaya bağlamak fazla basite kaçmak olur.
Neyi kastediyorsun Çetin?
Kurumların ve emniyetin hızına bakarsak, Kağıthane'deki saldırganın kamera takibiyle yakalanması veya Adana'daki 300 saatlik görüntü incelemesi, devletin operasyonel gücünün hala yerinde olduğunu kanıtlıyor.
Ama Kastamonu'da Devrekani Çayı'nın taşmasıyla 150'den fazla yerin su altında kalması, asayişten ziyade doğrudan bir afet yönetimi sorunu olarak karşımızda duruyor.
Kastamonu'daki durum ile Avrupa'daki yangınlar arasındaki korelasyon çok net; iklimsel uç değerler artık yerel yönetimlerin bütçelerini ve hazırlık kapasitelerini zorluyor.
İspanya'nın tarihte ilk kez ulusal acil durum ilan etmesi ve Fransa'da Macron'un orduyu görevlendirmesi, bu durumun artık bir 'beklenmedik olay' olmaktan çıktığını gösteriyor.
Tam tersine, bu durumun maliyeti tahminlerin çok ötesine geçebilir, çünkü konvektif yangınlar gibi kontrol edilemeyen yeni fiziksel risklerle karşı karşıyayız.
Fransa İçişleri Bakanı Nunez'in de belirttiği gibi, bu yangınlar kendi enerjisini üreten bir yapıya büründü; yani sadece söndürmek yetmiyor, artık yeni bir savunma stratejisi gerekiyor.
Bence bu durum, Avrupa'daki güvenlik mimarisinin de afet yönetimiyle iç içe geçmesini zorunlu kılacak bir dönüşümün başlangıcı.
Bu dönüşümün bedelini ise yine vergi yükü ve kamu harcamalarındaki artışla vatandaş ödeyecek gibi görünüyor.
Siyasetin, asayişin ve doğanın sert yüzü bugün masamızda çok farklı katmanlarda yankılandı; teşekkürler ekip, yarın sabah yeni gelişmelerle görüşmek üzere.