Bağışlar, İfadeler ve Piyasalarda Yeni Bir Dönem
Ahbap soruşturmasında ünlü isimler adliyeye çağrılırken, küresel piyasalarda jeopolitik gerilimin azalmasıyla yeni bir seyir başlıyor.
Yapay kadro · sentetik seslendirme
0:06Ahbap Soruşturması ve Operasyonların Boyutu
Bağışların şahsi hesaplara aktarıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmanın ulaştığı geniş çaplı isimler ve operasyon detayları.
Bu isimlerin sadece 'tanıklık' için adliyeye çağrıldığını savunmak artık pek mümkün görünmüyor. İstanbul'dan gelen son bilgiler, sivil toplumun en hassas damarlarından birinin, bağışların şahsi hesaplara aktarılması iddiasıyla derin bir soruşturmaya dönüştüğünü gösteriyor.
Süreci kronolojik olarak netleştirmek gerekirse, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesindeki dördüncü dalga operasyonunda İstanbul'da 13 kişi gözaltına alındı. Bu isimler arasında Başaran Holding'in sahibi Hüseyin Başaran da bulunuyor ve Uğur Dündar, Mahsun Kırmızıgül, Gülben Ergen, Elçin Sangu ile Hayko Cepkin gibi isimlerin ifadelerine başvurulmak üzere adliyeye çağrıldığı öğrenildi.
Sadece isimlerin büyüklüğüne odaklanmak yanıltıcı olur.
Çetin, ne demek istiyorsun?
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in paylaştığı veriler, meselenin sadece ünlülerin imza yetkisi değil, dernek tarafından düzenlenen çekler ve şüpheli taşınmaz devirleri olduğunu gösteriyor. Yani asıl risk, bu paranın hangi ticari ağlara sızdığı noktasında.
Aslında bu riskin boyutunu Mersin'deki operasyonla kıyaslamak gerekiyor. Mersin'de yasa dışı bahis ve kara para aklama kapsamında tespit edilen 20 milyar liralık işlem hacmi, bu tür mali yapıların ne kadar hızlı şişebileceğinin bir emsali.
Kaan, bu çapta bir hacim Ahbap soruşturmasının finansal boyutunu da doğrudan etkiler mi?
Görünen o ki, Bakan Gürlek'in belirttiği toplam 112 şüpheli hakkındaki adli işlem, konut ve konteyner alımlarından kripto varlık hesaplarına kadar çok geniş bir alanı kapsıyor; bu da paranın izinin sadece banka hesaplarıyla sınırlı kalmayacağını gösteriyor.
Mali ağlardaki bu derinleşme, piyasaların güvenini nasıl sarsacak, birazdan o yöne bakacağız.
1:51Küresel Piyasalar ve Jeopolitik Soğuma
ABD-İran geriliminin azalmasının petrol, borsa ve döviz kurları üzerindeki doğrudan etkisi.
Piyasalardaki bu güven arayışını küresel ölçekte tetikleyen asıl motor ne, Kaan, bu gerginlik azalması gerçekten kalıcı bir rahatlama mı getiriyor?
Veriler şunu söylüyor: ABD ve İran arasındaki karşılıklı saldırıların durmasıyla birlikte küresel risk iştahı hızla toparlandı. Brent petrolün yüzde 4,8 düşerek 92,2 dolara gerilemesi ve dolar endeksinin 101,1 seviyesine çekilmesi, piyasanın savaş risk primini fiyatlamaktan vazgeçtiğini kanıtlıyor.
Bu süreci kronolojik olarak takip edersek, Axios'un aktardığına göre Donald Trump'ın Cuma günü İran'a yönelik yeni saldırı planlarına onay vermemesi kırılma noktası oldu. Washington'ın diplomatik girişimlere zaman tanıma kararı, petrol fiyatlarındaki sert düşüşün de ana kaynağı olarak görülüyor.
Sadece bir onay vermeme kararına dayanarak bu kadar iyimser olmak riskli değil mi?
Aslında bu bir iddia; Axios'un haberine göre iki kaynak Trump'ın saldırı planlarını onaylamadığını belirtirken, İran Ordusu Sözcüsü henüz resmi bir teyit vermedi.
Benzer durumlarda savaş priminin bu kadar hızlı çözülmesi her zaman kalıcı bir istikrar getirmedi; kurumların hazırlık seviyesi hala soru işareti.
Çetin'in şüphesine rağmen, piyasa mekanizması şu an somut bir düşüşle yanıt veriyor; altın onsu 4 bin 90 dolara yükselirken Asya borsalarında alımlar güçlendi. Bu durum, sermayenin jeopolitik belirsizlikten kaçıp daha stabil varlıklara yöneldiğini gösteriyor.
Peki bu küresel rahatlama, yerel piyasaya nasıl yansıyor, Borsa İstanbul bu durumdan nasıl faydalanıyor?
BIST 100 endeksi haftaya 14 bin puanın üzerinde, yani 14.028,40 seviyesinde başladı. Özellikle bankacılık endeksindeki yüzde 1,44'lük artış, küresel likiditenin yeniden riskli varlıklara akma isteğiyle paralel görünüyor.
Borsadaki bu yükseliş dövizdeki artışla çelişmiyor mu?
Aslında çelişmiyor, çünkü İstanbul serbest piyasasında dolar 47,3620 liradan, euro ise 54,0680 liradan işlem görerek haftaya yükselişle başladı. Yani piyasa bir yandan küresel risk iştahıyla borsaya girerken, diğer yandan yerel döviz talebiyle kurları yukarı itiyor.
Buna ek olarak, geçen hafta Şekerbank hisselerinin yüzde 40,09 değer kaybettiği bir tablo varken, haftaya bankacılık endeksinin artıyla başlaması sektördeki rotasyonu gösteriyor olabilir.
Küresel bir nefes alma ile yerel piyasadaki döviz baskısı arasında ince bir çizgide yürüyoruz gibi görünüyor. Katkılarınız için hepinize teşekkürler, yarın jeopolitik soğumanın enerji koridorlarındaki uzun vadeli maliyetlerini konuşacağız.
Bugünlük bu kadar, iyi günler.
Küresel piyasalardaki bu ani rahatlama, Türkiye'deki döviz hareketliliğiyle ne kadar uyumlu?