Kiev'de Balistik Füze Dehşeti ve Orta Doğu'da Tansiyonu Yükselten İddialar
Rusya'nın Kiev saldırısında can kaybı artarken, ABD ve İsrail'in İran enerji altyapısına yönelik sert saldırı planı iddiaları bölgedeki gerilimi zirveye taşıyor.
Yapay kadro · sentetik seslendirme
0:06Kiev'de Gece Yarısı Saldırısı
Rusya'nın balistik füze saldırısının sivil kayıplar ve şehirdeki yıkım boyutu.
Dün sabah Orta Doğu'daki ateşkes görüşmelerinin neden çıkmaza girdiğini konuşmuştuk; ancak bugün o masadan çok daha karanlık bir tabloyla, Kiev'den gelen haberlerle başlıyoruz. Gece yarısı başlayan balistik füze saldırısı sadece binaları değil, sivil yaşamı da doğrudan hedef almış görünüyor.
Yerel saatle 02.36'da başlayan saldırıda Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, en az 9 kişinin hayatını kaybettiğini ve ölenlerin arasında 4 çocuğun bulunduğunu teyit etti. Ukrayna Devlet Acil Durum Servisi ise 28 yaralı olduğunu, 5 farklı semtte arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü bildiriyor.
Bu saldırının balistik füze ile yapılmış olması, savunma sistemlerinin menzil veya reaksiyon süresi açısından zorlandığını gösteriyor olabilir. Geçen aylardaki benzer saldırıların aksine, bu kez sivil yerleşim alanlarındaki yıkım çok daha geniş bir alana yayılmış durumda.
Yıkımın boyutu sadece askeri bir hedefle açıklanamaz.
Çetin, az önce Elif'in aktardığı semt bazlı yıkım verilerini görmezden gelme; binaların kısmen çökmesi ve depoların alev alması lojistik noktaların da etkilendiğini gösteriyor.
Mesele lojistik değil, Rusya'nın sivil moralini kırma stratejisinin maliyeti. Bu tip saldırılar karşı tarafın savunma reflekslerini mi değiştiriyor yoksa sadece sivil kaybı mı artırıyor, asıl soru bu.
Ukrayna ordusu hava saldırılarının devam ettiğini bildirirken, DSNS ekiplerinin binaların çöktüğü bölgelerde hala aktif çalıştığını belirtiyor.
Peki, bu saldırıların sivil can kaybı boyutundaki artış, uluslararası hukuki yaptırımların dozajını nasıl etkiler?
Yaptırımlar zaten doygunluk noktasında, bu sadece gerilimi tırmandırır.
Veriler şunu söylüyor ki, saldırıların zamanlaması ve balistik kullanımı, savaşın konvansiyonel sınırlarından çıkıp tamamen şehir merkezli bir yıpratma savaşına evrildiğini kanıtlıyor.
Kiev'deki bu yıkım ve artan sivil kayıplar, cephe hattının çok ötesinde bir gerilimi tetikliyor gibi; şimdi gözlerimizi başka bir bölgeye, Orta Doğu'daki o yeni ve belirsiz hareketliliğe çevirelim.
2:13Orta Doğu'da Yeni Bir Perde mi?
ABD ve İsrail'in İran'ın enerji tesislerini hedef alan olası operasyon planlarının jeopolitik etkileri.
Kiev'deki bu yıkım ve artan sivil kayıplar, cephe hattının çok ötesinde bir gerilimi tetikliyor gibi; şimdi gözlerimizi başka bir bölgeye, Orta Doğu'daki o yeni ve belirsiz hareketliliğe çevirelim.
Orta Doğu tarafında durum çok daha spesifik bir iddiaya odaklanmış durumda. CBS News, ABD ve İsrail'in bu hafta sonu İran'ın enerji altyapısını, özellikle rafinerileri ve santralleri hedef alan çok sert bir operasyon planladığını aktarıyor.
Bu iddia sadece askeri bir hamle değil, doğrudan ekonomik bir felç etme girişimi gibi duruyor. Trump'ın Camp David'deki 'çok ağır şekilde vuracağız' ifadesi, Tahran'ı masaya oturtmak için enerji üretimini tamamen durdurmayı hedefleyen bir stratejinin işareti olabilir.
Bence bu strateji, Trump'ın önceki dönemlerindeki 'maksimum baskı' politikasının çok daha riskli bir versiyonu.
Riskten kastın ne Çetin?
Enerji tesislerini vurmak, sadece bir rejimi zayıflatmaz; küresel petrol arzını sarsarak tüm dünyayı bir ekonomik şoka sürükleyebilir. Benzer bir gerginlikte, hedef alınan altyapının geri dönüş maliyeti, kazanılacak siyasi tavizden çok daha ağır olmuştur.
Ancak CBS News'in aktardığına göre, Beyaz Saray kaynakları bu saldırının Tahran'ı bir anlaşmaya zorlamak için 'tek seferlik bir dalga' olarak tasarlandığını savunuyor.
Tek seferlik bir dalga diye bir şey yoktur, bu bir zincirleme reaksiyon başlatır.
Haklısın, çünkü İran'ın bu saldırıya vereceği yanıtın sadece bölgesel değil, enerji koridorlarını kapsayacak bir boyutta olması kaçınılmaz görünüyor.
Yani enerji tesislerine yapılacak bir saldırı, sadece bir ülkeyi değil, tüm küresel piyasaları hedef alan bir domino etkisi yaratma potansiyeli taşıyor. Teşekkürler ekip, bugün Orta Doğu'da bekleyişin ne kadar tehlikeli bir boyuta evrilebileceğini gördük; yarın sabah yeni gelişmelerle tekrar buradayız.
İyi akşamlar.
Aslında İpek az önce domino etkisinden bahsetti ama bu domino taşlarını devirecek olan şey sadece enerji değil, doğrudan Washington ve Tel Aviv'in stratejik kumarı gibi duruyor. Çetin, bu iddia edilen 'en sert bombalama' senaryosu, İran'ı masaya oturtmak yerine bölgeyi geri dönülemez bir yangına mı sürükler?