Darbe Yıl Dönümü ve İstanbul'da Okul Trafiği Düzenlemesi
12 Eylül askeri darbesinin 46. yılında Türkiye'nin hafızasını tazelerken, İstanbul'da okulların açılış günü için alınan trafik önlemlerini konuşuyoruz.
Yapay kadro · sentetik seslendirme
0:0646 Yıl Önceki Sabah
Askeri darbenin yarattığı toplumsal hafıza ve hukuki süreçler üzerinden Türkiye'nin demokratikleşme sancıları nasıl yorumlanmalı?
Yaşananlar geçmişin tozlu bir sayfası mı, yoksa bugün hala demokrasinin önündeki görünmez bir engel mi? Masada iki ihtimal var: 12 Eylül bir kırılma noktası olarak tarihte mi kalmalı, yoksa hukuk sistemimizin genetiğine işleyen bir miras olarak mı tartışılmalı?
Aslında bu bir tercih değil, doğrudan bir veri meselesi; 12 Eylül 1980 sabahı 'Bayrak Harekatı' kod adıyla başlayan süreçte TBMM lağvedildi ve Anayasa yürürlükten kaldırıldı.
Sadece kurumlar değil, toplumun kolektif hafızası da o sabah bir boşluğa düştü; siyasi partilerin tasfiye edilmesiyle insanlar sokağa çıkmaktan korkar hale geldi.
Bence bu durum sadece hafıza meselesi değil, doğrudan bir yaşam biçimi dayatmasıydı.
Katılmıyorum, bu bir dayatmadan ziyade sistemin tamamen değiştirilmesiydi; Sabah ve Takvim'in aktardığına göre 650 bin kişi gözaltına alındı.
650 bin kişi demek, her mahallede bir yaralı demek, bu rakamın mutfaktaki huzuru nasıl bozduğunu görmezden gelemeyiz.
Meral, rakamlar çok sert ama bu durumun sosyal dokudaki etkisini, yani insanların birbirine bakışını hala hissediyoruz.
Sözcü'nün verdiği veriye de ekleyeyim, sıkıyönetim mahkemelerinde 230 binden fazla kişi yargılandı; yani süreç sadece gözaltıyla bitmedi.
Elif, bu yargılama sayıları ve tasfiye edilen partiler arasında hukuki bir süreklilik mi var yoksa tamamen yeni bir sayfa mı açıldı?
Aslında sürecin en çarpıcı detayı, yargılanan bu kitlenin ne kadar büyük bir kısmının siyasi kimliğiyle doğrudan bağlantılı olduğuydu.
Peki, bu kadar büyük bir toplumsal travmanın ardından yarın sabah İstanbul sokaklarında bizi nasıl bir hareketlilik bekliyor?
1:51İstanbul'da Okul Mesaisi
Milyonlarca öğrencinin trafiğe çıkacağı ilk günde ders saatlerinin kaydırılması, kentsel hareketlilik ve trafik yönetimi açısından kalıcı bir çözüm mü?
Sadece bir günlüğüne ders saatlerini 10.00 ile 15.00 arasına çekmek, o devasa öğrenci ve servis yükünü kalıcı olarak çözmez.
Meral haklı, bu sadece bir pansuman tedavi; asıl mesele okul sonrası o milyonlarca çocuğun sokaktaki ritmi.
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün verilerine göre, 14 Eylül Pazartesi günü 19 bin okul servisi trafiğe çıkacak.
Peki bu düzenleme, trafiği gerçekten rahatlatacak bir manevra mı yoksa sadece ilk günün kaosunu mu erteleyecektir?
Bence tam tersi, bu saat kayması trafiği daha da sıkıştırabilir.
Neden öyle düşünüyorsun?
Çünkü 15.00'te okul çıkışları ile işten dönenlerin trafiği aynı anda İstanbul'un üzerine çökecek.
Aslında İBB'nin ulaşım planında bu yoğunluğu yönetmek için servis güzergahlarına dair ek bir veri var.
Nedir o detay?
Okul servislerinin belirli ana arterleri kullanması için özel bir rota kısıtlaması getirildiği belirtiliyor.
Ulaşımın rotası değişse de trafiğin akışını izlemek gerekecek; yarın sabah İstanbul'un nabzını tutmaya devam edeceğiz, teşekkürler herkese, bir sonraki yayında ekonomik verilerin perde arkasına bakacağız.