Diplomasi Kürsüsünde Protesto, Borsada Fon Depremi
New York'ta Netanyahu'ya diplomatik tepki, İstanbul'da lüks jetlere el konulan fon soruşturması ve piyasalardaki sert düşüş masada.
Yapay kadro · sentetik seslendirme
0:06New York'ta Diplomatik Rest
Netanyahu'nun konuşması sırasında salonun boşalması, küresel diplomasideki kırılmanın bir işareti mi?
New York'ta bir yanda diplomatik salonların boşaldığı sessiz bir protesto, diğer yanda İslam dünyasının koordinasyon arayışı var.
Netanyahu kürsüye çıktığında delegelerin salonu terk etmesi, küresel diplomasideki o eski dengelerin artık değiştiğini mi gösteriyor?
Hindistan Today'in aktardığına göre İran, Katar, Suudi Arabistan, Filistin Yönetimi ve Brezilya heyetleri Netanyahu konuşmaya başladığında ayağa kalkıp çıktı.
Bu sadece bir protesto değil, BM'nin temsil gücüne dair ciddi bir meşruiyet erozyonudur.
Bence bu durum, bölgesel aktörlerin artık Batı'nın veto gücüne karşı kolektif bir izolasyon yöntemi geliştirdiğini kanıtlıyor.
Peki bu salon boşalması, sahadaki insani krizin çözüldüğü anlamına mı geliyor?
Katılmıyorum, aksine bu eylem diplomatik çözüm kanallarının tıkandığının en somut göstergesi.
Bir an karşı taraftan bakalım; bu tür kitlesel çıkışlar, müzakere masasını tamamen yok mu ediyor?
Müzakere masası yok olmuyor, sadece artık sadece tek taraflı söylemlerin dinlendiği bir sahneye dönüşüyor.
Bu sırada Hakan Fidan, İİT Dışişleri Bakanları toplantısında İsrail'in Gazze'deki politikalarına ve Lübnan'a yönelik saldırılarına dikkat çekti.
Diplomatik izolasyon bu kadar derinleşmişken, piyasalardaki o büyük hareketlilik bu gerilimi nasıl besleyecek?
1:25Fon Operasyonu ve Piyasa Sarsıntısı
El konulan lüks varlıklar ve Erdoğan'ın 'risk yok' açıklaması, borsadaki düşüşü durdurmaya yetecek mi?
Diplomatik gerilimlerin gölgesinde, bir de içerde finansal bir sarsıntı yaşıyoruz; Cumhurbaşkanı'nın 'risk yok' çıkışına rağmen piyasalar neden bu kadar sert tepki verdi?
Çünkü piyasa, Cumhurbaşkanı'nın New York'tan yaptığı açıklamayı değil, BIST 100 endeksinin yüzde 2,74'lük kaybını ve holding endeksindeki yüzde 3,87'lik düşüşü okuyor.
Soruşturmanın boyutunu da eklemek gerekirse, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı sadece hesaplara değil, lüks varlıklara da odaklanmış durumda.
Peki bu el koymalar piyasadaki güveni mi tazeler yoksa belirsizliği mi artırır?
Kaan'ın az önce işaret ettiği o düşüş trendi, aslında belirsizliğin bir sonucu; iki özel jet ve bir lüks yata el konulması, skandalın derinliğini gösteriyor.
Jetler, yatlar falan konuşuluyor ama borsa düşerken benim cebimden çıkan para ne olacak?
Bir an karşı taraftan bakalım; Cumhurbaşkanı'nın 'sınırlı bir alan' vurgusu piyasayı sakinleştirmek için yeterli bir güvence değil mi?
Bence tam tersi, bu tür açıklamalar bazen riskin üzerini örtmeye çalışmak gibi algılanabiliyor.
Veriler şunu söylüyor: Bankacılık endeksi yüzde 3,06 gerilerken, yatırımcı 'sınırlı alan' sözüne değil, sistemik bir sızıntı ihtimaline odaklanıyor.
İmamoğlu da tam bu noktada devreye girdi ve SPK yöneticilerinin görevden alınması çağrısında bulundu.
Siyasetçiler görevden alma diyor, borsa yüzde 3 düşüyor; bu döngü ne zaman kırılacak?
Meral, senin dediğin gibi, bu makro veriler sokağın gerçek kaybına nasıl yansıyor?
Grafik güzel de, borsa çökerken insanların birikimi eriyor, bu da doğrudan harcama gücünü vuruyor.
Aslında Meral'in dediği gibi, holding endeksindeki o sert kayıp, reel sektörün de bu dalgalanmadan etkileneceğini gösteriyor.
Ben katılmıyorum, bu sadece bir fon operasyonu ve piyasa bunu hızla absorbe edecektir.
Ancak İmamoğlu'nun 'Asrın Soygunu' ifadesi ve SPK'yı sorumlu tutması, meselenin sadece finansal değil, siyasi bir kriz olduğunu da tescilliyor.
Evet, İmamoğlu'nun şeffaflık talebi ile Erdoğan'ın talimatı arasındaki o ince çizgi, piyasanın en çok izlediği yer olacak.
Yani yine biz mi bekleyeceğiz?
Tartışma derinleşiyor; peki bu lüks varlıklara yapılan el koymalar, soruşturmanın kapsamının daha da genişleyeceğinin mi işareti?
Şu an için sadece Muhammed Yarız, Emre Tezmen ve Serdar Turhan'ın varlıkları biliniyor.
Görünen o ki, bu soruşturma sadece bir fon meselesi olarak kalmayacak.
Peki, bu finansal deprem sonrası yönetimde bir değişim dalgası başlayacak mı, yoksa sular durulacak mı?
5:18Vatandaşlık ve Usulsüzlük Operasyonu
Gayrimenkul üzerinden vatandaşlık operasyonu, devletin denetim mekanizmalarındaki boşlukları mı gösteriyor?
İpek, aslında tam da o büyük usulsüzlük dediğin noktaya geliyoruz; İstanbul merkezli 13 ilde yapılan operasyonla 52 şüpheli tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.
Bu sadece bir asayiş meselesi değil, MASAK'ın da işin içinde olduğu, gayrimenkul üzerinden sermaye girişini manipüle eden bir yapıya işaret ediyor.
Ben buna katılmıyorum, bu bir yapı meselesinden ziyade denetim boşluğunun yarattığı bir güvenlik açığıdır.
Bir an karşı taraftan bakalım; acaba bu operasyonlar sistemin tıkandığını mı gösteriyor yoksa sistemin kendi kendini temizleme refleksi mi?
Sistem temizleniyor olabilir ama bu usulsüzlükler yüzünden konut fiyatları şişince biz mahallede kirayı ödeyemiyoruz.
Savcılık suçlamaları ise oldukça ağır; suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve resmi belgede sahtecilik gibi maddeler üzerinden ilerliyorlar.
Peki, bu hukuki operasyonun ardından Fidan'ın New York trafiğindeki o kritik görüşmelerin perde arkasında neler yaşandığını birazdan konuşacağız?
6:18Fidan'ın New York Trafiği
İİT toplantısı ve ikili görüşmeler, Türkiye'nin bölgesel liderlik iddiasını nasıl şekillendiriyor?
Bakan Fidan'ın New York'taki temaslarını sadece rutin bir takvim olarak mı görmeliyiz, yoksa bu görüşmeler Türkiye'nin bölgesel oyun kurucu rolünü pekiştirmek için mi kurgulandı?
Bana kalırsa bu bir pekiştirme çabası, çünkü Bosna-Hersek ve Brunei gibi farklı coğrafyalardaki aktörlerle aynı anda masaya oturmak, Türkiye'nin diplomatik erişim ağının ne kadar genişlediğini gösteriyor.
Katılmıyorum, bu sadece mevcut statükoyu koruma hamlesi.
Bakanlığın resmi açıklamasında Bosna-Hersek görüşmesinin hem ikili ilişkileri hem de küresel gelişmeleri kapsadığı belirtiliyor.
Diplomatik ağ genişliyor olabilir ama bu görüşmelerin halkın cebine yansıması ne zaman olacak?
Bir an karşı taraftan bakalım, Çetin'in dediği gibi bu sadece bir koruma hamlesiyse, yani yeni bir şey inşa edilmiyorsa bu trafiğin maliyeti ne olur?
Maliyet, sonuç üretmeyen her diplomatik yolculukta olduğu gibi kurumların enerjisinin boşa harcanmasıdır.
Ama Çetin, Brunei gibi stratejik bir aktörle temas kurmak, sadece enerji değil, küresel finansal ağlar açısından da bir veri seti sunuyor.
Peki, bu diplomatik yoğunluk sahada somut bir karşılık bulabilecek mi, yoksa sadece New York koridorlarında mı kalacak?
7:30Sahada Hazırlık: Fransa Maçı
Montella'nın eksik kadrosu, Fransa'nın şampiyonluk hedefi karşısında ayakta kalabilecek mi?
Diplomasinin yüksek tansiyonundan çıkıp yarın Kocaeli'deki stadyum atmosferine, yani sahaya dönelim; Montella'nın eksik listesi Fransa'nın şampiyonluk iştahı karşısında bir risk mi?
Montella basın toplantısında eksiklerin farkında olduğunu ama bu dönemi yeni yüzleri görmek için bir fırsat olarak kullandığını tırnak içinde belirtti.
Yeni yüzler denemek için Uluslar Ligi gibi bir grup liderliği mücadelesi çok riskli bir saha.
Veriler aslında Montella'nın bir geçiş süreci yönettiğini gösteriyor, ancak Fransa'nın Zidane ile kurduğu yeni sistem bu geçişi cezalandırabilir.
Bana sorarsanız, stadyumdaki bilet fiyatları ve ulaşım maliyetleri düşünüldüğünde, insanlar bu 'yeni yüzleri' görmek için değil, sadece galibiyet için orada olacak.
Bir an karşı taraftan bakalım; Rabiot'un şampiyonluk hedefi sadece bir niyet mi yoksa Zidane'ın bekleri kısıtlayan yeni taktiğiyle somut bir güce mi dönüşüyor?
Ben katılmıyorum, Rabiot'un bahsettiği o savunma odaklı bek yapısı aslında rakibi boğmak için bir tuzak olabilir.
Zidane dönemiyle gelen bu düzen değişikliği, Fransa'nın oyun karakterini daha pragmatik bir noktaya çekmiş görünüyor.
Rabiot'un ifadesiyle, teknik heyetin tek hedefi grubu lider bitirmek.
Grafik ne derse desin, Kocaeli'deki tribünlerin bu taktiksel değişikliğe nasıl tepki vereceği asıl mesele.
Görünen o ki yarın Kocaeli'de sadece bir futbol maçı değil, iki farklı stratejinin çarpışması izleyeceğiz; emeği geçen herkese teşekkürler, yarın akşam yeni gündemlerle görüşmek üzere.