Sermaye Piyasalarında Deprem: Fon Soruşturması ve Küresel Piyasa Beklentileri
Sermaye piyasalarındaki fon soruşturması derinleşirken, ABD'den gelecek kritik veriler ve petrol fiyatlarındaki hareketlilik piyasaları tetikte tutuyor.
Yapay kadro · sentetik seslendirme
0:06Sermaye Piyasalarında Şüpheli Sıfatıyla İfade Günü
Sermaye piyasalarındaki bu geniş kapsamlı soruşturma sadece bir denetim mi yoksa sistemik bir krizin habercisi mi?
"Sermaye piyasalarındaki bu geniş kapsamlı soruşturma sadece bir denetim mi yoksa sistemik bir krizin habercisi mi?" sorusu bugün İstanbul Adliyesi'nin önünde yankılanıyor, masada bu soruya dair çok farklı okumalar var.
Soruşturmanın odağında bugün eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül var, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı.
Bu sadece bir isim meselesi değil, Tera Portföy yöneticilerinin de adliyeye sevk edilmesiyle birlikte soruşturmanın MASAK üzerinden derinleştiği görülüyor.
Bence bu durum denetim mekanizmasının işlediğini gösteriyor, sistemik bir kriz değil.
Katılmıyorum, 17 Eylül'de MASAK'a gönderilen müzekkereye rağmen sürecin bu kadar geniş bir şüpheli grubuna yayılması mekanizmadaki bir boşluğa işaret edebilir.
Mekanizmanın boşluğu ne olursa olsun, bu haberler borsadaki küçük yatırımcının panik yapmasına neden olur.
Peki Kaan, bu durum piyasa güvenini tamamen sarsacak bir kırılma noktası mı yoksa beklenen bir temizlik mi?
Veriler şunu söylüyor ki; Tera Portföy'den Erdin Özel ve Emir Münir Sarpyener gibi üst düzey isimlerin adliyeye sevk edilmesi, piyasadaki likidite beklentisini doğrudan etkileyecektir.
Ama kurumlar bu tür hukuki süreçlere hazırlıklı olmalı, risk her zaman vardır.
Risk var ama eski bir kurum başkanının şüpheli sıfatıyla çağrılması, riskin boyutunu bireysel bir hatadan kurumsal bir güven testine dönüştürüyor.
Peki bu hukuki sarsıntı, dış ticaret verilerindeki dengesizliğin istihdam üzerindeki etkisini nasıl tetikleyecek?
1:41Dış Ticaret Açığı ve İstihdam Dengesi
İşsizlikteki düşüş, artan dış ticaret açığına karşı ekonomiyi ne kadar koruyabilir?
Bir yanda sermayedeki güven testi, diğer yanda ise ticaret dengesindeki bu yeni tablo var; işsizlikteki düşüş bizi gerçekten koruyor mu yoksa dış ticaret açığı daha büyük bir risk mi?
Ağustos ayında dış ticaret açığının yüzde 22,3 artarak 5 milyar 239 milyon dolara çıkması, ihracattaki yüzde 8,1'lik büyümeyi gölgede bırakıyor. İşsizliğin yüzde 7,8'e gerilemesi kağıt üzerinde olumlu görünse de, ithalatın ihracattan daha hızlı büyümesi bu istihdam artışının sürdürülebilirliğini zayıflatabilir.
Grafiklerdeki o düşük işsizlik rakamı sokağa yansımıyor ama dış ticaret açığı demek, her şeyin daha pahalıya gelmesi demek.
TÜİK verilerine göre istihdam edilenlerin sayısı ağustosta 136 bin kişi artarak 32 milyon 507 bine ulaştı ancak ithalattaki yüzde 10,5'lik yükseliş bu tabloyu dengelemek adına zorlayıcı bir veri.
Ben buna katılmıyorum, aksine bu bir verimlilik tuzağı olabilir.
Neden böyle düşünüyorsun Çetin?
İthalatın ihracattan hızlı büyümesi, üretim kapasitesinin dışa bağımlı olduğunu gösteriyor; yani işsizlik düşerken aslında sadece ithal girdiyle çalışan bir döngü besleniyor.
Yani daha çok çalışıyoruz ama aldığımız maaşla ithal malı almaya gücümüz yetmiyor, doğru mu?
Aslında kadınlarda istihdam oranı yüzde 31,5 seviyesinde kalarak toplam istihdam artışının daha çok erkek odaklı ilerlediğini gösteriyor.
Peki bu yapısal dengesizlik, Kaan'ın az önce bahsettiği o kurumsal güven kaybıyla birleşirse piyasalarda nasıl bir sarsıntı yaratır?
3:18analyst
ABD büyüme verileri ve Trump'ın Hürmüz açıklamaları sonrası petrol fiyatlarındaki düşüş piyasaları nasıl yönlendirecek?
Aslında sarsıntı sadece kurumsal güvenle sınırlı kalmıyor; ABD büyüme verileri ve PCE rakamları gelmeden piyasanın yönünü bulması zor görünüyor. Tahvil faizlerindeki o sert yükseliş, yani 10 yıllıkların yüzde 5,30'u görmesi, yatırımcının artık riskli varlıklardan kaçtığını kanıtlar nitelikte.
Bence asıl risk tahvil faizinden ziyade Trump'ın Hürmüz açıklamalarıyla yarattığı fiyat manipülasyonu.
Trump'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçiş miktarının rekor seviyede olduğuna dair beyanı, petrol fiyatlarını bir günde 100,28 dolardan 95,80 dolara kadar çekti; bu da jeopolitik risk primini doğrudan siliyor.
Trump'ın Beyaz Saray'daki basın açıklamasını baz alırsak, piyasa bu veriyi doğrudan bir arz fazlası sinyali olarak okudu.
Petrolün varil fiyatı düşüyor diye sevinmeyin, bu düşüşün küresel piyasalardaki yansıması bize hemen inmez.
Meral haklı olabilir, çünkü petrol fiyatındaki bu dalgalanma önce enerji devlerinin bilançolarına, sonra da genel enflasyon beklentilerine çarparak döngüsel bir etki yaratacak.
Katılmıyorum, bu sadece geçici bir fiyat düzeltmesi ve piyasa bunu çoktan fiyatladı.
Peki, petrolün 95,80 dolara gerilemesi Fed'in faiz politikasını nasıl etkiler, bunu görmemiz lazım; çünkü enerji maliyetlerindeki düşüş PCE verilerini aşağı çekebilir.
Grafikler ne derse desin, bu düşüşün pompa fiyatına yansıması için daha çok veri lazım.
Kaan ve Çetin, ikiniz de farklı yönlere bakıyorsunuz; peki bu küresel oynaklık, yerel piyasalarda bir kaçış dalgası başlatır mı?
Piyasalardaki bu petrol ve tahvil gerilimi sürerken, Doğu Akdeniz'deki yeni diplomatik kriz masanın diğer tarafını nasıl etkileyecek?
5:08Gazze'de Yıkım ve Diplomatik Gerilim
Google Haritalar'ın sunduğu yıkım görüntüleri ile Katar'ın Netanyahu suçlamaları arasındaki bağ dünyayı nereye sürükler?
Piyasa riskinden ziyade, burada somut bir gerçeklik var: Google Haritalar'ın sunduğu yıkım görüntüleri ile Katar'ın Netanyahu hakkındaki suçlamaları birleşince, bu durum küresel diplomatik dengeyi nereye savurur?
Görüntülerdeki veriyi netleştirelim; Google Haritalar'ın güncellenen uydu kayıtları, Gazze'deki yapıların yüzde 90'a yakınının yıkıldığını ve mahallelerin haritadan silindiğini teyit ediyor.
Bu sadece bir görüntü meselesi değil, Katar Başbakanı Al Sani'nin Netanyahu'yu doğrudan savaş suçlusu ilan etmesiyle durum artık hukuki bir cepheye taşındı.
Al Sani'nin bu çıkışı, İsrail'in arabuluculuk süreçlerini yönetme kabiliyetini ciddi şekilde zayıflatabilir.
Diplomatik kriz dediğiniz şey, aslında bölgedeki enerji ve lojistik koridorlarının güvenliği demek, bu da her şeyin fiyatına yansıyor.
Katılmıyorum, bu sadece bir fiyat meselesi değil; İsrail'in arabulucuları hedef alan saldırıları tehlikeli bir emsal oluşturuyor.
Peki Çetin, bu emsalin geri tepme ihtimali nedir, kurumlar bu gerilimi yönetmeye hazır mı?
Mevcut diplomatik mekanizmalar bu kadar sert bir suçlamayı absorbe edemez, aksine Körfez İşbirliği Konseyi'nin tavrı süreci daha da körükleyebilir.
Benim tahminim, bu gerilim sadece siyasi değil, İsrail'in bölgesel meşruiyetini sorgulayan uzun vadeli bir izolasyon sürecini başlatabilir.
Ancak Al Sani'nin ifadesiyle, Netanyahu'nun bu durumu manipüle ederek sorumluluğu başkalarına yıkmaya çalıştığı da bir iddia olarak masada duruyor.
Diplomatik satranç bu kadar sertleşmişken, şimdi rotayı daha karanlık bir dosyaya çevirelim; adli tıp raporlarındaki o eksik parçalar uyuşturucu operasyonlarıyla nasıl bağlanıyor?
6:44Adli Tıp Raporu ve Uyuşturucu Operasyonları
Hasan Şaş dosyası ve Nevşehir merkezli operasyonlar, uyuşturucuyla mücadelede hukuki süreci nasıl şekillendirecek?
Dosyadaki en somut gelişme Adli Tıp Kurumu'ndan geldi; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada Hasan Şaş'ın kan ve idrarında kokain, saç telinde ise hem kokain hem kodein tespit edildiği raporlandı.
Bu rapor sadece bir kişinin maddesiyle ilgili değil, hukuki sürecin artık geri dönülemez bir aşamaya girdiğinin kanıtı.
Nevşehir merkezli operasyonun kapsamına bakarsak, 4 ilde 36 adrese yapılan baskınlarda 214 personelin kullanılması, meselenin sadece bireysel değil, organize bir ağ olduğunu gösteriyor.
Peki bu iki dosya arasında bir bağ kurabilir miyiz, yani bu operasyonlar sadece sokaktaki satıcıyı mı vuruyor yoksa yukarıdaki isimleri de mi hedef alıyor?
Bence tam tersi, bu tip geniş çaplı teknik takipler yukarıya doğru sızmak için tasarlanır.
Ancak şu anki verilerle sadece sosyal medya ve ilan siteleri üzerinden satış yapan şahısların yakalandığı teyitli, isim bazlı bir bağlantı henüz resmi olarak açıklanmadı.
İlan sitelerinden uyuşturucu satılması ne demek biliyor musunuz? Sokaktaki genç artık kapı çalmasını beklemiyor, ekran başında tek tıkla ulaşıyor.
Meral'in dediği gibi dijitalleşme, Nevşehir'deki bu 4 aylık takibi de zorunlu kılan bir mekanizmaya dönüştü.
Kaan, bu dijital satış ağının yakalanması piyasadaki arz-talep dengesini veya operasyonun maliyetini nasıl etkiler?
Görünen o ki, 3 İHA ve narkotik köpeklerinin kullanıldığı bu ölçekteki bir operasyon, arz tarafında geçici bir daralma yaratacaktır.
Hukuki süreç bu kadar netleşmişken, şimdi bu raporların yarattığı sarsıntıdan çıkıp Tayland'daki felaketin boyutlarına bakmaya ne dersiniz?
8:26Tayland'daki Sel Felaketi
Tayland'daki can kaybı artarken bölgedeki insani kriz ne kadar derinleşecek?
Tayland'dan gelen son veriler felaketin boyutunu daha da ağırlaştırıyor; can kaybı 23'e yükseldi ve Bangkok'un 50 ilçesinin tamamı afet bölgesi ilan edildi.
Bu sadece bir doğal afet değil, altyapı hazırlığının yetersizliğiyle yüzleşilen bir güvenlik krizi.
Peki bu durum sadece bir can kaybı meselesi mi, yoksa bölgedeki insani kriz çok daha derin bir kırılmaya mı yol açacak?
Benim odaklandığım nokta 940 bin hanenin zarar görmesi; bu kadar büyük bir kitlenin temel ihtiyaçlara erişimi nasıl sağlanacak?
Meral'in dediği gibi, 2,6 milyon insanın etkilendiği bir senaryoda lojistik maliyetlerin ve gıda arzının nasıl çökeceğini öngörmek güç.
Katılmıyorum, asıl risk lojistikten ziyade elektrik çarpması gibi önlenebilir ölümlerin artmasıyla kurumsal güvenin sarsılması.
Görünen o ki Tayland'daki tablo sadece bir hava olayı değil, devasa bir toplumsal sınav; bugünlük bizden bu kadar, yarın sabah küresel piyasaların yeni açılışında görüşmek üzere, iyi günler.