Orta Doğu'da Kan ve Petrol: Havalimanları Hedefte
Suudi Arabistan'daki havalimanı saldırıları ve Sudan'daki maden katliamı dünyayı sarsarken, petrol fiyatları jeopolitik risklerle yeniden yükselişe geçti.
Yapay kadro · sentetik seslendirme
0:06Havalimanı ve Maden Katliamları
Havalimanlarına ve madenlere yönelik bu saldırılar bölgesel bir savaşın habercisi mi yoksa münferit terör eylemleri mi?
72 madenci, 13 can kaybı ve bir hafta içinde havalimanlarına yapılan 10 ayrı saldırı; Orta Doğu'da bugün sadece rakamlar değil, güvenliğin kendisi de hedefte. Masayı bugün bu saldırıların münferit birer terör eylemi mi yoksa bölgesel bir çatışmanın öncüleri mi olduğu sorusuna topladık.
Saldırıların kronolojisi çok hızlı ilerliyor; 10 Ekim Cumartesi günü Mısır-Sudan sınırındaki Cebel Ukeydat madenine düzenlenen hava saldırısında 72 madenci yaşamını yitirdi. Sudan Doktorlar Ağı bölgedeki saldırıyı doğruladı ancak sorumlular konusunda henüz net bir isim vermedi.
Burada bir ayrım yapmak lazım, Acil Durum Avukatları saldırının Mısır Hava Kuvvetleri tarafından yapıldığını iddia ediyor. Eğer bu iddia doğruysa, maden saldırısı ile Riyad'daki füze saldırıları arasındaki motivasyon farkını anlamamız gerekir.
Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na yönelik saldırıda ise durum daha farklı; Husi milislerinin balistik füze kullandığı teyit edildi.
Yani bir tarafta sınırda bir maden, diğer tarafta stratejik bir havalimanı var; bu hedefler arasındaki ortak payda ne?
Peki bu insanlar ne yaşıyor, mesela Riyad'da yaralanan 309 kişinin profili çok karışık. Bangladeş'ten ABD'ye, Sudan'dan Filistin'e kadar her milletten insan o terminaldeydi.
Bence bu bir kaos stratejisi.
Çetin, bu sadece bir strateji mi yoksa bir savaş ilanı mı diyorsun?
Bir hafta içinde 5 farklı havalimanına 10 saldırı yapılması, savunma hatlarının sistematik olarak test edildiğini gösteriyor. Benzer bir yoğunluk geçmişte sadece topyekûn savaş eşiğinde görülmüştü.
Ama bu durum sadece askeri bir test değil, sivil hayatın tam kalbine, yolcu terminallerine inmiş durumda.
Saldırıların bu kadar geniş bir coğrafyaya ve sivil altyapıya yayılması, ekonomik dengeleri nasıl sarsacak?
1:56Jeopolitik Risk ve Piyasa Dengesi
Orta Doğu'daki gerilim petrol ve altın fiyatlarını yukarı çekerken, Trump'ın ateşkes çıkışları piyasaları ne kadar etkileyebilir?
Saldırıların bu kadar geniş bir coğrafyaya ve sivil altyapıya yayılması, ekonomik dengeleri nasıl sarsacak?
Piyasa şu an iki uçlu bir kumar oynuyor. Bir yanda Goldman Sachs'ın varil başına 90 dolar tahmini var, diğer yanda Trump'ın ateşkes çıkışları fiyatları aşağı çekiyor.
Aslında bu belirsizlik sadece Trump ile sınırlı değil. Muhsin Rızai'nin ifadesiyle, İran Washington'un Hürmüz Boğazı konusundaki yanıtını hala yetersiz buluyor.
Bence tam tersi, piyasa Trump'ın enerji ateşkesi hamlesini çoktan fiyatlamaya başladı bile.
Trump'ın hamlesi petrolü düşürürken altını neden yukarı itiyor?
İnsanlar belirsizliği sevmiyor. Petrol fiyatı düşse bile, küresel gerilim sürdüğü sürece herkes parasını güvenli liman olan altına, yani 4.218 dolar seviyelerine kaçırıyor.
Selin'in bahsettiği sivil sarsıntıya ek olarak, altın fiyatlarındaki bu sert yükseliş de aslında bir korunma refleksi.
Katılmıyorum, bu bir korunma değil, spekülatif bir tepki; çünkü Goldman Sachs'ın 2027 beklentisi hala 80 dolar seviyesinde sabit.
Yani kısa vadeli kaos ile uzun vadeli denge arasında bir uçurum var diyebilir miyiz?
Peki bu uçurumun ortasında kalan sıradan vatandaş, altın fiyatlarındaki bu dalgalanmayı nasıl karşılayacak?
Jeopolitik risklerin hem enerji hem de servet üzerindeki bu çift yönlü baskısı, önümüzdeki dönemde de masamızın ana gündemi olacak; teşekkürler ekip, yarın sabah yeni verilerle görüşmek üzere.