Basra Körfezi'nde Yangın, Trump'tan İran Mesajı
İran'ın Basra Körfezi'ndeki gemilere saldırısı ve Trump'ın İran ile ilgili 'yakında bir şeyler olacak' çıkışı gündemi geriyor.
Yapay kadro · sentetik seslendirme
0:06Orta Doğu'da Tansiyon: Petrol ve Savaş İddiaları
Trump'ın pişman olmadığını söylemesi ve gemilere yapılan saldırılar ışığında; bölgede diplomatik bir çözüm mü yoksa kaçınılmaz bir askeri çatışma mı kapıda?
"Öyle ya da böyle, çok yakında bir şeyler olacak." Trump'ın bu belirsiz ama tehditkar sözleri, Basra Körfezi'nden yükselen dumanlarla birleşince masada şu soruyu doğuruyor: Bölgede diplomasi mi bitti, yoksa büyük bir çatışma mı kapıda?
Gerçekten de durum çok sıcak; İran Devrim Muhafızları, Basra Körfezi'nin kuzeyinde petrol transferi yapan 4 geminin eş zamanlı olarak vurulduğunu ve gemilerde yangınların sürdüğünü resmen açıkladı.
Bu sadece bir petrol meselesi değil, çünkü dün gece Hürmüz Boğazı'nın batısında 3 geminin de deniz mayınına çarptığı bildirildi, yani deniz trafiği tamamen felç olmuş durumda.
Elif, bu saldırıların doğrudan bir savaş ilanı olarak okunmasına neden olacak kadar somut bir veri var mı?
İran tarafı gemilerin 'izin verilmeyen' güzergâhlardan geçtiğini iddia ediyor ama New York Times'ın aktardığına göre ABD ve İsrail, ara seçimlerin hemen ardından İran'a saldırı planlarını masaya yatırmış durumda.
Burada bir ayrım yapmak lazım; saldırı planlarından bahsetmek henüz bir askeri operasyonun başladığı anlamına gelmez, ancak Trump'ın pişman olmadığını söylemesi hukuki zemini tamamen kaydırıyor.
Bence Trump'ın bu tavrı, diplomatik tüm kapıları kapatıp doğrudan fiziksel müdahaleyi bir seçenek olarak masaya koyuyor.
Aslında Trump, South Carolina'daki miting çıkışında nükleer silah riskini gerekçe göstererek bu müdahaleyi stratejik bir zorunluluk olarak savundu.
Katılmıyorum, bu bir zorunluluk değil, Trump'ın kendi siyasi söylemini tahkim etme çabası gibi görünüyor.
Peki, bu gerilim sadece denizlerde mi kalacak, yoksa Suudi Arabistan'daki havalimanı saldırısı gibi sivil alanlara da sıçradı mı?
1:40Türkiye'de Asayiş ve Yerel Gündem
Saldırılardan belediye yolsuzluklarına kadar geniş bir yelpazede; yerel güvenlik ve adli süreçler ne kadar sağlıklı işliyor?
Sivil alanlara sıçrayan şiddet aslında yerel gündemimizde çok daha kanlı bir şekilde karşımıza çıkıyor. Adana'da piknik yapan 22 yaşındaki Sevda Dinler, mesire alanında pompalı tüfekli bir saldırı sonucu hayatını kaybetti; saldırgan G.F. ise istirahatli bir sivil polisin müdahalesiyle yakalandı.
Bu tür rastgele şiddet olaylarının sıklığı, toplumsal güvenlik algısını dijital dünyada da hızla manipüle edebiliyor. Özellikle sosyal medyada hızla yayılan görüntüler, olay yerindeki gerçeklikten ziyade korku iklimini besliyor.
Burada sivil polisin müdahalesi kritik bir nokta ancak asıl mesele bu saldırının hukuki takibi. Şüphelinin yakalanmış olması süreci başlatıyor ama yargılama aşaması başlı başına bir süreç.
Peki bu güvenlik açığı sadece bireysel saldırılarla mı sınırlı, yoksa kurumların içine sızan bir yolsuzluk dalgası da mı var?
Aslında tam o noktaya değinmem gerekiyor; Adana Çukurova Belediyesi'nde ihale usulsüzlüğü iddiasıyla yürütülen soruşturmada Belediye Başkanı Emrah Kozay ve eski başkan Soner Çetin dahil 49 şüpheli adliyeye sevk edildi.
Burada önemli bir ayrım yapalım; şüphelilerin adliyeye sevk edilmesi bir suçluluk kanıtı değil, soruşturmanın genişlediğinin göstergesidir.
Belediyeye bağlı anonim şirketler üzerinden yapılan bu alımların denetim mekanizması nasıl bu kadar uzun süre gözden kaçabiliyor?
Bence sorun denetimden ziyade, Kamu İhale Kanunu'ndaki istisna hükümlerinin suistimal edilmesinde yatıyor.
Yani yasal boşluklar, sistemin içindeki usulsüzlüğü besliyor diyebilir miyiz?
Tam olarak öyle değil, kanun maddesinin kötüye kullanımıyla ilgili bir hukuki değerlendirme yapılması gerekiyor.
Şiddet tarafında ise İstanbul Bayrampaşa'da 63 yaşındaki kasap Fikret Korkmaz, bir ticari ilişkiden kaynaklandığı iddia edilen bıçaklı saldırıda hayatını kaybetti; saldırgan Reşat P. ise olay yerinden kaçmaya çalışırken yakalandı.
Ankara'daki Çankaya saldırısından Zeytinburnu'ndaki polise ateş açılmasına kadar, sokaktaki asayişin bu kadar hareketli olması toplumda ciddi bir güvensizlik yaratıyor. Bugünlük bu kadar, yarın sabah yeni gelişmelerle tekrar buradayız; iyi akşamlar.