Siyasetin Yeni Yüzü ve Küresel Piyasaların Sarsıntısı
CHP'de Özgür Özel liderliğinde tarihi kopuş ve yeni bir parti doğuyor. Küresel piyasalar ise ABD-İran gerilimi ve yeni gümrük vergileriyle sarsılıyor.
Yapay kadro · sentetik seslendirme
0:06CHP'de Deprem: Yeni Parti Kuruldu
Özgür Özel ve 91 milletvekilinin CHP'den ayrılarak yeni bir siyasi güç oluşturmasının Meclis dengelerini nasıl değiştireceği.
Orta Doğu'da petrol fiyatlarını tetikleyen o belirsizlik, sabah saatlerinde yerini Türkiye'nin iç siyasetindeki çok daha büyük bir kırılmaya bıraktı. Özgür Özel ve beraberindeki 91 milletvekilinin CHP'den ayrılmasıyla oluşan bu yeni tabloyu masaya yatıralım: Bu sabah sandığa gidecek bir seçmen için Meclis'teki bu devasa yer değiştirme ne anlama geliyor?
Süreç e-Devlet üzerinden yürütüldü ve Özgür Özel istifasını sosyal medya videosuyla duyurdu. CHP'nin 135 olan milletvekili sayısı 44'e düşerken, Yeni Parti 91 vekil ile doğrudan Meclis'teki ikinci büyük parti konumuna yerleşti.
Bu sadece bir sayı değişikliği değil, CHP'nin ana muhalefet gücünün neredeyse üçte ikisinin el değiştirmesi demek. Veriler gösteriyor ki, Yeni Parti kuruluş belgelerini İçişleri Bakanlığı'na teslim ederek Meclis aritmetiğini bir gecede yeniden kurguladı.
Aritmetik değişti ama güç dengesi henüz net değil. 91 vekilin bir anda yeni bir yapıya eklemlenmesi, kurumsal hafızanın ve parti disiplininin ne kadar hızlı inşa edilebileceği sorusunu doğuruyor.
Peki, bu hızlı geçişin maliyeti ne olacak?
Benim gördüğüm risk, bu kadar büyük bir bloğun tek bir lider etrafında toplanmasının yarattığı kırılganlık. Geçmişteki benzer bölünmelerde, yeni kurulan yapılar Meclis aritmetiğini değiştirse de seçmen nezdinde kalıcılık sağlamakta zorlanmıştı.
Çetin'in işaret ettiği o risk, partinin kuruluş tarihinin Lozan'ın 103. yılına denk getirilmesiyle bir sembolizm yarışına dönüştü.
Aslında Özel'in 'Vatana, millete, partimize hayırlı olsun' ifadesi bu sembolik vurguyu destekler nitelikteydi.
Sembolizm her zaman işlevselliği getirmez.
Meclis'teki bu yeni denge siyasetin tüm kurallarını yeniden yazacak gibi duruyor. Peki, bu siyasi sarsıntı ekonomi koridorlarına ve küresel piyasalardaki o dalgalı seyirle nasıl birleşecek?
2:02Küresel Piyasalarda Çift Yönlü Risk
ABD-İran askeri gerilimi ile Trump yönetiminin yeni gümrük vergisi hamlelerinin küresel ekonomide yaratacağı belirsizlik.
Bu akşam eve dönerken akaryakıt istasyonunun önünden geçen biri için bu belirsizlik gerçekten ne anlama geliyor?
Aslında doğrudan bir maliyet artışı beklemek çok rasyonel, çünkü CENTCOM'un İran'daki askeri hedeflere yönelik saldırıları başlattığını duyurmasıyla birlikte enerji koridorlarındaki risk primi anında fiyatlandı. Petrol fiyatlarındaki bu yukarı yönlü hareket, sadece pompa fiyatlarını değil, küresel tedarik zinciri maliyetlerini de tetikleyebilir.
Sadece petrolle sınırlı kalmayacağını düşünüyorum.
Çetin'in noktasına katılıyorum; çünkü bugün itibarıyla Trump yönetiminin Türkiye dahil 60 ülkeye getirdiği yeni gümrük vergileri de devreye girdi. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 38 ülkeye uygulanan yüzde 12,5'lik ek vergi, enerji maliyetlerinin üzerine bir de ticaret maliyeti ekliyor.
USTR'nin ifadesiyle bu düzenleme, zorla çalıştırılan işçiler tarafından üretilen ürünlerin ithalatını engelleme amacı taşıyor.
Ama bu yöntem piyasayı korumaktan ziyade kaosa sürüklüyor.
Benim tahminim, bu iki gelişme birleştiğinde yatırımcıların risk iştahını tamamen kapatacağı yönünde; yani hem askeri gerilim hem de gümrük tarifeleri aynı anda negatif bir baskı kuruyor.
Bu arada İran basını, ABD'nin Irak sınırına yakın Ahvaz kentini füzelerle hedef aldığını ve Hürmüz Boğazı yakınlarında hareketliliğin sürdüğünü teyit etti.
Maliyetler bu kadar artarken, asıl soru işaretleri artık rakamların kendi içindeki tutarlılığında toplanıyor gibi.
3:41Ekonomide Enflasyon ve Veri Revizyonu
Bakan Şimşek'in enflasyon beklentilerine dair iyimserliği ile Merkez Bankası'nın veri kalitesini artırma hamlesinin piyasa güvenine etkisi.
Bunu biraz açalım: Bakan Şimşek hanehalkının beklentilerinde ciddi bir iyileşme gördüğünü söylüyor ama Merkez Bankası aynı zamanda verileri yeniden düzenlemeye gidiyor. Bu sabah markete giden bir vatandaş için bu iki gelişme arasında nasıl bir bağ var?
Bakanın paylaştığı veriler aslında bir güven tazeleme çabası; hanehalkının 12 ay sonrası enflasyon beklentisinin son üç ayda 6,6 puan gerilemiş olması, piyasanın dezenflasyon sürecine inanmaya başladığını gösteriyor. Ancak Merkez Bankası'nın ödemeler dengesi istatistiklerindeki yapısal revizyonu, bu güvenin üzerine inşa edileceği zeminin daha sağlam olması gerektiğini fısıldıyor.
Güven tek başına yeterli değil.
Çetin haklı olabilir, çünkü Merkez Bankası'nın 'Efektif ve Mevduatlar' kalemi altındaki bu düzenleme, aslında geçmişteki veri boşluklarını kapatma amacı taşıyor. Veri kalitesini artırmak, yatırımcıya 'artık her şeyi daha şeffaf göreceksiniz' demektir ama bu hamle aynı zamanda eski rakamların ne kadar kusurlu olduğunu da kabul etmek anlamına geliyor.
Merkez Bankası'nın açıklamasında bu durumun bir hata değil, uluslararası standartlara uyum ve mikro veri analizlerinden doğan bir gereklilik olduğu vurgulanıyor. Yani kurum, idari kayıtlara dayalı yeni bir derleme sürecine geçerek istatistiksel sapmaları azaltmayı hedefliyor.
Veri düzeltilmesi piyasada şüphe uyandırabilir.
Bence tam tersi, şeffaflık uzun vadede riski düşürür; Bakan Şimşek'in bahsettiği reel sektördeki 1,2 puanlık iyileşmenin kalıcı olması için, Merkez Bankası'nın sunduğu bu yeni ve daha doğru veri setine ihtiyaç var.
Yani bir taraftan beklentiler düşüyor, diğer taraftan bu beklentileri ölçtüğümüz cetvelin kendisi daha hassas hale getiriliyor diyebiliriz. Peki, bu makro dengeler kurulurken, sahada enerji ve sağlık sektöründe bizi bekleyen başka bir hareketlilik var mı?
5:41Enerji ve Sağlıkta Yeni Gelişmeler
Akkuyu'da üretim takviminin yaklaşması ve GLP-1 ilaçlarındaki ciddi sağlık uyarısının yarattığı endişe.
Enerji ve sağlıkta iki çok farklı ama bir o kadar da hayatımıza dokunan gelişme var. Bu sabah işe giderken bir ilaç kutusuna ya da evdeki elektrik faturasına bakan biri için bu haberler ne anlama geliyor?
Önce enerji tarafıyla başlayalım; Rosatom Genel Müdürü Likhachev, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile yaptığı görüşmede Akkuyu'da operasyonel sürece geçiş için sadece birkaç ay kaldığını duyurdu. İnşaat ve devreye alma çalışmalarının başarıyla sürdüğünü vurguluyorlar.
Sadece birkaç ay demek çok iddialı bir takvim.
Likhachev'in bu ifadesi, projenin teknik aşamalarının tamamlandığına dair bir güven mesajı taşıyor ancak nükleer bir tesisin devreye alınmasındaki regülasyon süreçlerini hesaba katmak lazım. Geçen yılki benzer raporlara bakarsak, bu tür takvimlerin operasyonel gerçeklerle uyumu her zaman bir soru işareti olmuştur.
Peki ya sağlık tarafındaki o ciddi uyarı? GLP-1 ilaçları hakkında konuşalım.
Avustralya Şifalı Ürünler İdaresi, yani TGA, obezite ve diyabet tedavisinde kullanılan GLP-1 grubu ilaçların NAION adlı hastalığa yol açabileceğini bildirdi. TGA'nın ifadesiyle, şimdiye kadar bu ilaçlarla bağlantılı 36 vaka tespit edilmiş durumda ve bu durum kalıcı görme kaybına neden olabiliyor.
Bu 36 vaka aslında çok daha büyük bir kitlenin risk altında olduğunun göstergesi olabilir.
Benim tahminimce bu durum, ilaç sektöründeki talep dengelerini de sarsacaktır; çünkü NAION'un geri döndürülebilir bir tedavisi olmadığına dair verilen bilgi, tüketici güvenini doğrudan etkileyebilir.
Yani bir tarafta enerji arz güvenliği için dev bir adım, diğer tarafta ise sağlıkta güven sarsıcı bir tablo var. Şimdi rotayı biraz daha farklı, sokaktaki operasyonel hareketliliğe, İstanbul'un karanlık noktalarına çevirelim.
7:35İstanbul'da Narkotik Operasyonu
Büyükçekmece ve çevre ilçelerde ele geçirilen yüksek miktardaki metamfetaminin boyutları.
Piyasalar sarsılırken sokaktaki güvenlik dengeleri de değişiyor; bu sabah işe gitmek için Büyükçekmece üzerinden geçen bir sürücü için bu operasyonun ne anlamı var?
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nün verilerine göre, Büyükçekmece, Tuzla ve Ataşehir'de eş zamanlı baskınlar yapıldı. Büyükçekmece'deki bir ikamette 79 kilo 950 gram sıvı metamfetamin ile 1 kilo 800 gram kristal metamfetamin ele geçirildi.
Bu rakamlar sadece bir yakalama değil, ciddi bir arzın kesilmesi demek. 20 kilogram kimyasal katkı maddesi ve hassas teraziyle birlikte ele geçirilen bu miktar, yerel piyasadaki fiyatları kısa vadede yukarı çekecektir.
Sadece fiyat artışına odaklanmak eksik kalır.
Elif'in aktardığı o 81 kilo 750 gramlık toplam metamfetamin hacmi, operasyonun ölçeğini gösteriyor; bu ölçekteki bir imalathanenin çökertilmesi, bölgedeki tedarik zincirini sarsar.
Asıl soru, bu imalatın ne kadar süredir ve hangi kanallarla bu kadar geniş bir alana yayıldığı.
Emniyetin ifadesiyle, operasyon 'uyuşturucu imal ve ticareti' suçuna yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında gerçekleştirildi ve toplamda 4 şüpheli gözaltına alındı.
Yani sadece sokaktaki satıcı değil, mutfaktaki üretim de hedef alınmış. Şimdi bu güvenlik ve suç döngüsünden çıkıp, çok daha farklı bir sahaya, Bursa'daki bir insani dramın ve Karadeniz'deki beklenmedik bir hareketliliğin kapısını aralayalım.
9:04Bursa'da İnsani Dram ve Karadeniz'de İstilacı Tür
Bursa'daki cinayet vakasının yarattığı üzüntü ve Doğu Karadeniz'deki tarımsal riskler.
Bursa'dan gelen haberler çok sarsıcı; 77 yaşındaki Faize Karaca evinde öldürülmüş, katili ise yakın komşusuymuş. Bu sabah işe gitmek için evinden çıkan birinin, en güvendiği komşusunun böyle bir saldırıya karışabileceğini düşünmesi ne kadar mümkün?
Mudanya Cumhuriyet Savcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma neticesinde, cinayeti işleyen kişinin aileyle yakınlık kuran komşu Şengül Demir olduğu teyit edildi. Olay 1 Temmuz akşamı saat 18.00 sıralarında gerçekleşmiş ve katil tutuklanmış.
Güven duygusunun bu kadar hızlı kırılması, aslında toplumsal sermayenin erimesi demek. Ekonomik sıkıntıların bireyler üzerindeki baskısı, maalesef bu tarz kontrolsüz şiddet vakalarının tetikleyicisi olabiliyor.
Sadece ekonomik baskı demek eksik olur; bu bir güvenlik zafiyeti.
Zafiyet derken neyi kastediyorsunuz?
Komşuluk ilişkilerinin suistimal edildiği bir ortamda, denetim mekanizmalarının bireysel ilişkilerdeki bu kırılganlığı öngörmesi imkansız.
Bursa'daki bu trajediden sonra, Doğu Karadeniz'den gelen ekolojik bir tehdit gündemi başka bir yöne çekiyor. Prof. Dr. Mustafa Akıner, Amerikan beyaz kelebeği popülasyonunun hızla arttığını ve özellikle dut ağaçlarında tahribat yarattığını bildirdi.
Yani Bursa'daki can kaybı bir yandan, Karadeniz'deki tarımsal risk diğer yandan; biri toplumsal, diğeri ekolojik bir darbe gibi duruyor.
Bu kelebek meselesi sadece bir tarım sorunu değil, biyolojik bir istila.
Akıner'in ifadesiyle, bu durum 2010'lu yıllardan beri görülen vampir kelebeği vakalarının bir devamı niteliğinde ve çay hasadı dönemini doğrudan tehdit ediyor. Bugünlük bu kadar, yarın sabah piyasaların bu ekolojik ve siyasi değişimlere nasıl tepki vereceğini konuşacağız; teşekkürler ekip.
Bursa'daki acı kaybı ve Karadeniz'deki tarımsal riskleri masaya yatırarak bugünkü yayını kapatıyoruz; yarın sabah görüşmek üzere.