Siyasetin Sessiz Çığlığı ve Dernek Dosyasındaki Milyonlar
Mansur Yavaş'ın CHP resepsiyonu kararı ve Ahbap Derneği soruşturmasındaki 125 milyon liralık dorse iddiası gündemin merkezinde.
Yapay kadro · sentetik seslendirme
0:06Siyasi Duruş mu, Kopuş mu?
Mansur Yavaş'ın CHP resepsiyonuna katılmama kararı bir tarafsızlık stratejisi mi yoksa partiyle arasına mesafe koyma girişimi mi?
Ankara'da CHP'nin kuruluş yıl dönümü kutlamaları yaklaşırken, Mansur Yavaş'ın resepsiyona katılmama kararı ile Üsküdar meclisindeki başkan vekilliği yarışı aynı günün iki farklı siyasi gerilim hattını oluşturuyor. Bugün masada Mansur Yavaş'ın bu stratejik hamlesini ve partiler arası yeni dengeleri konuşacağız.
Yavaş'ın kararı aslında bir kopuştan ziyade bir mesafe koyma çabası gibi duruyor. Belediye kaynaklarından aldığım bilgiye göre, yarın saat 19.00'daki resepsiyona katılmayarak mevcut siyasi pozisyonunu korumak istiyor.
Bence bu sadece bir pozisyon koruma değil, doğrudan bir tarafsızlık beyanı. ben şunu söylemeliyim ki, partinin iç süreçlerinde taraf olmamak adına kurulan bu duvar, aslında gelecekteki olası bir adaylık yarışının zeminini hazırlıyor olabilir.
Peki bu durum belediye yönetimindeki işleyişi nasıl etkileyecek?
Elif'in bahsettiği o 'mesafe' meselesi, idari süreçlerden ziyade siyasi temsil gücünü etkiler. Geçen yılki benzer durumlara baktığımızda, bu tip kararların yerel yönetim bütçelerinden ziyade parti içi delegasyon üzerinde baskı kurduğunu görüyoruz.
Ama bu durum parti içi dayanışmayı zayıflatmaz mı?
Katılmıyorum, aksine bu bir strateji.
Tam burada durup iki masaya da sormak istiyorum: Bu karar bir tarafsızlık stratejisi mi yoksa CHP ile araya mesafe koyma girişimi mi? Kaan, sen siyasi mekanizma açısından hangisine daha yakınsın?
Bence ikisi de birbirini besliyor; tarafsız kalmak için mesafe koymak zorunda kalıyor. Veriler şunu gösteriyor ki, Yavaş'ın kurmayları bu kararın bir 'taraf olmama' vurgusu olduğunu özellikle belirtiyor.
Yine de Anıtkabir'deki törenlere katılımın sağlanması, bu kopuş iddiasını zayıflatabilir.
Peki, bu siyasi ayrışmaların gölgesinde, Üsküdar'da yaşanan oylama trafiği ve meclisteki kilitlenme süreci ne zaman çözülecek?
1:56Soruşturma ve Operasyon Hattı
Ahbap Derneği'ndeki dorse iddiaları ile İzmir'deki uluslararası suç örgütü operasyonu arasındaki güvenlik ve denetim boşluğu neyi gösteriyor?
Siyaseti bir kenara bırakıp denetim mekanizmalarındaki o devasa boşluklara odaklanalım; ister Florida'daki bir TIR kabini olsun ister İzmir'deki uyuşturucu ağı, sistem nerede kopuyor?
Aslında kopuş noktaları çok farklı ama ortak olan şey takip eksikliği; Florida'da bir sürücü 6 yıl boyunca çocukları bir kabine hapsedebilmiş, İzmir'de ise Belçika merkezli bir örgüt hiyerarşisi kurup uyuşturucu ticareti yapabilmiş.
ben şunu söylemeliyim ki, İzmir'deki operasyonun Belçika merkezli olması aslında sınır ötesi finansal ve lojistik takibin ne kadar hantal kaldığını kanıtlıyor.
Lojistik takibi diyoruz ama Ahbap dosyasındaki o 125 milyon liralık dorse meselesi tamamen bir kayıt ve varlık denetimi sorunu, yani kağıt üzerinde var olan ama sahada olmayan bir ekipman.
ben eklemeliyim ki, etkin pişmanlıktan yararlanan şüphelinin beyanıyla o dorselerin hiç teslim alınmadığı, sadece bakım masrafı gösterilerek para çıkarıldığı iddia ediliyor.
Bence bu sadece bir dernek meselesi değil, bir finansal sistem açığı.
Peki, bu denetim zafiyeti sadece finansal mı, yoksa Florida'daki o korkunç ihmal gibi fiziksel bir körlük mü?
Kesinlikle fiziksel bir körlük de var, Florida'daki sürücü Atlanta-Miami arasında 6 yıl boyunca bu çocukları nasıl fark edilmeden taşıyabildi?
Katılmıyorum, orada bir takip sorunu değil, doğrudan bir suçun gizlenmesi durumu var.
İzmir'deki operasyonun detaylarına bakarsak, 38 şüpheliden 11'inin yurt dışında olması aslında suçun fiziksel sınırları çoktan aştığını gösteriyor.
Görünen o ki denetim mekanizmaları ya çok geç uyanıyor ya da hiç uyanmıyor; bugünlük bu ağır tabloyu burada noktalayalım, teşekkürler herkese, yarın sabah yeni bir dosya ile görüşmek üzere.