Avrupa'da Rusya Alarmı ve Hürmüz'de Gerilim
Fransız istihbaratının Rusya saldırısı için öne çektiği 2027 tarihi ve Hürmüz Boğazı'nda düşürülen İHA, küresel güvenlik dengelerini sarsıyor.
Yapay kadro · sentetik seslendirme
0:06Rusya Tehdidi ve Bölgesel Patlamalar
Fransa'nın 2027 öngörüsü bir hazırlık uyarısı mı, yoksa Orta Doğu'daki sıcak gelişmelerle birleşen yeni bir küresel kriz döngüsünün başlangıcı mı?
Sabah kahvenizi yudumlarken telefonunuzun çekmediğini veya musluktan suyun akmadığını hayal edin; bugün Avrupa'da bir güvenlik uyarısı ve Orta Doğu'da artan patlama sesleriyle masadayız. Fransa'nın 2027 öngörüsüyle başlayan bu gerilim hattını, Halep ve Hürmüz'den gelen son verilerle okumaya çalışacağız.
Fransa tarafında durum netleşmeye başladı; France Télévisions'ın aktardığına göre istihbarat servisleri, daha önce 2030 olarak telaffuz edilen olası Rus saldırısı tarihini 2027 sonbaharına çekti. Hedef listesinde elektrik şebekeleri, telekomünikasyon ve içme suyu tesisleri gibi kritik altyapılar var.
Bu tarih ötelemesi aslında bir hazırlık uyarısından ziyade, Avrupa'nın savunma bütçelerini meşrulaştırmak için kullandığı bir 'erken uyarı' stratejisi olabilir. Bu risk artışını, bir şehrin güvenlik duvarlarını her gün bir santim daha yükseltmesi gibi düşünün; aslında tehlikenin kendisinden çok, o duvarın maliyetine odaklanılıyor.
Ancak bu bir maliyet meselesinden öte, devletin vatandaşın temel yaşam hakkını koruma yükümlülüğüdür. Hukuki açıdan bakıldığında, kritik altyapıların siber saldırılara karşı savunmasız bırakılması, devletin güvenlik protokollerindeki bir ihmal olarak değerlendirilebilir.
İhmal mi, yoksa sadece gerçekçi bir senaryo mu? Bu risk dağılımını, bir evin sigorta priminin artması gibi görmeliyiz; tehlike artıyor ama bu durumun bir saldırıdan ziyade bir caydırıcılık testi olduğunu düşünüyorum.
Sigorta primi meselesi biraz fazla hafif kalıyor; burada söz konusu olan bir siber saldırı sonrası şehirlerin felç olması ihtimali.
Aslında bu gerilim sadece Avrupa ile sınırlı değil, Halep'teki el-Hadaba bölgesinde yaşanan patlamalar da durumu tetikliyor. SANA'nın bildirdiğine göre askeri sahada gerçekleşen patlamalar sonucu 4 kişi yaralandı ve ekipler bölgeye ulaşmakta güçlük çekiyor.
Halep'teki bu belirsizlik ve Hürmüz'de düşürülen İHA haberiyle birleşince, küresel bir kriz döngüsü mü konuşuyoruz? Peki, bu güvenlik alarmı piyasalarda ve sahadaki hareketliliğin gerçek boyutunda nasıl bir karşılık bulacak?
2:07Saha ve Piyasa Hareketliliği
Adana'daki deprem ve İstanbul'daki forex operasyonu gibi yerel olaylar, küresel ekonomik dalgalanmaların gölgesinde mi kalıyor?
Güvenlik krizlerinin piyasa üzerindeki baskısı sürerken, madalyonun diğer yüzünde yerel ve finansal bir hareketlilik de var; Adana'dan İstanbul'daki operasyonlara kadar gündem çok katmanlı.
Önce yerelden başlayalım; AFAD verilerine göre Adana Saimbeyli merkezli 5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi ama şükür ki can kaybı yok. Aynı saatlerde İstanbul ve Muğla'da ise 191 şüphelinin gözaltına alındığı dev bir forex operasyonu yapıldı.
Forex operasyonuyla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 4 ayrı soruşturma yürüttüğünü ve 328 adrese baskın yapıldığını belirtmeliyim. İsrail vatandaşı şüphelilerin yönettiği bu organizasyonun kapsamı oldukça geniş görünüyor.
Piyasalar şu an bu yerel olaylardan ziyade altın ve petrolün yönüne bakıyor; petrolün varil fiyatı yüzde 2'den fazla düşerken altın ons başına 4 bin 355 dolar bandına geriledi. Bu düşüş, Trump'ın İran ile görüşme ihtimali gibi jeopolitik bir rahatlamadan besleniyor.
Petrolün düşüşünü sadece diplomasiye bağlamak hukuken eksik bir okuma olur, arz artışını da hesaba katmalıyız.
Petrolün bu düşüşü, bir bardağın içindeki suyun çekilmesi gibi değil, barajın kapaklarının tamamen açılması gibi bir arz patlamasıyla ilgili.
O zaman ben de şunu söyleyeyim; bu durum barajın kapaklarının açılmasından ziyade, suyun akış yönünün bir musluk değişimiyle tamamen farklı bir kanala yönlendirilmesi kadar ani bir kırılma.
Petrol ve altın arasındaki bu sert çekişme, Adana'daki sarsıntı veya İstanbul'daki dolandırıcılık operasyonları gibi somut olayların yarattığı yerel etkileri gölgeliyor mu?
Aslında gölgeliyor; altın gramı 6 bin 830 lira seviyelerinde dalgalanırken kimse Saimbeyli'deki 5 büyüklüğündeki sarsıntının yarattığı tedirginliği konuşmuyor.
Çünkü yatırımcı adrenalin değil, netlik arıyor; ne kadar büyük bir deprem olursa olsun, Fed'in faiz artırımı sonrası yeni patikası piyasanın tek gerçek gündemi.
Katılmıyorum, yerel bir finansal suç organizasyonunun çökertilmesi de piyasa güvenliği için en az faiz kararı kadar kritiktir.
Güvenlik her şeydir ama 191 gözaltı, küresel altın fiyatındaki 4 bin dolar üzerindeki hareketliliğin yanında matematiksel olarak çok küçük kalıyor.
Yani küresel devlerin hamleleri, yerel gerçeklerin sesini kısıyor diyebiliriz; bugün güvenlikten piyasalara kadar çok geniş bir yelpazeyi taradık, teşekkürler ekip. Yarın sabah, küresel ticaretin yeni rotalarını ve yükselen yeni riskleri masaya yatırmak üzere görüşmek üzere.