Enflasyon Verileri Geldi: TÜİK ve ENAG Farkı, Brezilya'da İkinci Tur ve Rusya'daki Veba Ölümü
Türkiye'de enflasyon rakamları açıklandı, Brezilya'da seçimler ikinci tura taşındı ve Rusya'da laboratuvarda veba şüphesiyle bir ölüm yaşandı.
Yapay kadro · sentetik seslendirme
0:06Enflasyon Çıkmazı ve Piyasa Hareketliliği
TÜİK'in %29,73'lük yıllık enflasyon verisi ile ENAG'ın %46,61'lik verisi arasındaki uçurum hayat pahalılığını nasıl etkileyecek?
Bir yanda TÜİK'in yüzde 29,73'lük yıllık enflasyon verisi, diğer yanda ENAG'ın yüzde 46,61'lik tespiti; bugün iki farklı gerçeklik arasında sıkıştık. Masada enflasyon verilerinden küresel piyasalardaki Fed beklentilerine kadar çok katmanlı bir gündem var.
TÜİK'in açıkladığı yüzde 29,73'lük rakam, kağıt üzerinde dezenflasyon sürecinin bir işareti gibi duruyor. Ancak bu rakamın piyasa dinamiklerine etkisi, aslında on iki aylık ortalamalardaki yüzde 31,49'luk artışla birlikte değerlendirilmeli.
Verileri biraz daha netleştirelim; TÜİK Eylül ayında tüketici fiyatlarının bir önceki aya göre yüzde 1,84 arttığını bildirdi. Buna karşın ENAG, Eylül ayı için aylık artışı yüzde 2,10, yıllık enflasyonu ise yüzde 46,61 olarak hesapladı.
Peki bu rakamlar mutfağa nasıl yansıyor? Gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık yüzde 0,20'lik bir gerileme olsa da, konut ve enerji grubundaki yüzde 39,99'luk yıllık artış her eve dokunacak bir yük demek.
Aslında mesele sadece gıda değil, konut ve ulaştırmadaki o yüksek seyir enflasyon beklentilerini diri tutuyor. Ben bu yüzde 29,73'lük verinin, reel satın alma gücünü korumak için henüz yeterli bir sinyal olmadığını düşünüyorum.
Katılmıyorum, gıdadaki o küçük düşüş bile en azından bir nefes alma alanı yaratıyor.
O nefes çok kısa süreli; ulaştırmadaki yüzde 35,10'luk yıllık artış o alanı hemen kapatıyor.
Ama yine de bir önceki aya göre gıdanın gerilemesi sofradaki psikolojiyi değiştirir.
Psikolojiden ziyade matematiğe bakalım; ENAG'ın açıkladığı yüzde 46,61 ile TÜİK arasındaki o devasa uçurum, vatandaşın hangi fiyatı baz alacağını şaşırtıyor.
Bu noktada bir düzeltme yapmam gerek; ENAG verileri, bir önceki ay olan Ağustos'taki yüzde 49,03'lük yıllık oranın altında bir seyir gösterdiğini belirtiyor.
Kaan, az önce bahsettiğin o 'yetersiz sinyal' meselesine dönelim; bu veriler piyasadaki faiz beklentilerini nasıl tetikler?
Şu an yüzde 29,73'lük rakam, ilk bakışta bir iyileşme gibi görünüyor ancak arka plandaki maliyetler hala çok yüksek. Bu durum, aslında piyasaların Fed'in faiz politikasındaki kararsızlığını daha da derinleştirebilir.
Yani rakamlar sakinleşiyor gibi görünse de, asıl fırtına henüz kopmamış mı diyorsun? Peki, bu ekonomik belirsizlik küresel enerji piyasalarındaki petrol fiyatlarıyla nasıl birleşiyor?
2:47Dünya Gündemi: Seçimler, Savunma ve Biyogüvenlik
Brezilya'daki siyasi kutuplaşma ve Rusya'daki veba vakası küresel istikrarsızlığı tetikler mi?
Enerji fiyatlarındaki dalgalanmanın yanına bir de jeopolitik ve biyolojik riskleri ekleyince tablo iyice ağırlaşıyor. Elif, Rusya'daki o ölüm haberiyle ilgili bildiklerimizi bir netleştirelim mi?
Haberin merkezinde İrkutsk'taki araştırma enstitüsünde çalışan 28 yaşındaki laborant Darya Shipilova var. Yerel kaynaklar, Shipilova'nın 25 Eylül'de laboratuvarda Yersinia pestis içeren bir tüpü kazayla kırdığını iddia etse de, bazı basın organları hastalığın bir iş seyahati sonrası başladığını öne sürüyor.
Bu durumun sadece bir iş kazası olup olmadığını kestirmek zor ancak biyogüvenlik riskinin yarattığı belirsizlik, savunma sanayii harcamalarını tetikleyen bir unsur olabilir. Bakınız, ASELSAN bugün KAP'a 2,46 milyar euroluk devasa bir hava savunma sistemi sözleşmesi bildirdi.
Savunma sanayiindeki bu devasa rakamlar aslında bir güvenlik ihtiyacının sonucu mu?
Bence tam tersi, bu bir sonuç; küresel risk algısı arttıkça bu tür savunma anlaşmaları kaçınılmaz hale geliyor.
Brezilya'daki kutuplaşma da bu risk algısını besleyen bir başka cephe. Flavio Bolsonaro yüzde 47,03 ile, Lula da Silva ise yüzde 45,16 ile ikinci tura kaldı; yani 25 Ekim'de ülke tam bir ayrışma yaşayacak.
Bu sadece bir siyasi yarış değil, Brezilya sokaklarındaki kutuplaşmanın en uç noktası olacak gibi duruyor.
Yani bir yanda biyolojik riskler, diğer yanda siyasi kırılmalar ve devasa savunma bütçeleri; dünya gerçekten çok gergin bir eşikte. Katılımınız için teşekkürler, yarın sabah bu kırılmaların piyasalara yansımasını konuşacağız.